çöpçü

Başlangıçta Söz vardı...

Hayatta kalabilenler için fazla bir anlam ifade etmeyen bir cümle. Hâlâ geçmişe özlem duyacak kadar aklı başında olanlar için -ki onu hatırlayanların sayısı gün geçtikçe azalıyor- küçük bir avuntu. Uzaklaşan günlerin kötü yönlerinin törpülendiği, ya da uzaklaştıkça seçilmesinin zorlaştığı gerçeğiyle düşünüldüğünde, doğruluğu yıllar sonra tavan arasında bulunan bir gençlik fotoğrafındaki yüzler kadar gerçek bir önerme. Bu toz ve kül ile örtülü ikinci el medeniyetin ortasında cılız bir umut, bir ışık, bir efsane.

Söyleyecek bir şeyinden çok, yapacak işleri olan adamlar için ise sessizlikten bile kötü. Tüm o anlaşmalar ve ittifaklar, kararlar ve imzalar, paktlar, tanklar, füzeler, atomlar ve parıldayan ışıklar. Hepsi, hepimizin kafasını tam anlamıyla ütülediğinde istediğimiz tek şey, bir an önce gelmesini beklediğimiz sessizlikti. Ama önce televizyonların sesi biraz açıldı, sonra nutuk atan sesler gürleşti, sonra sokaklarda atılan sloganlar diğerlerinin sessizliğinin ırzına geçti. Ardından derin bir huşû içinde üç kıtaya yapılan naklen yayınlarda okunan bildiriler ve ardından gelen derin bir sessizlik, bir es.

Hemen sonra gelen kreşendoyla gürleyen ise makineler oldu. Önce tüfeklerin ördüğü ezgiyi toplar geliştirdi, ona milyonluk korolar katıldı ve son notayı, eski bayramlardaki geçitlerden tanıdığımız nükleer füzeler vurdu.

...ve sonrasında hiç kalmadı.

İşte şimdi bir şeyler söylemeye başladın.

Yıkıntıların arasında hayatta kalmak, aç karnını doyurmak, ve eğer mümkünse akşam için birkaç yudum içki tadabilmek bir çöpçünün hayatının büyük bölümünü kaplar. Bu yıkıntı şehirlerde etraf hayal edebileceğinizden bile fazla çöple kaplıdır ve kabul edersiniz ki, bu kadar meşgul olan kimseler için boşa konuşmaktan daha iyi işler vardır.

Bu hengâmenin orta yerinde, işi çoktan bitenleri yeniden var etmek uğruna her gün yeniden başlayan bir arayışın gönüllüleridir çöpçüler. İnsanlıktan ve insanlardan arta kalanları karıştırıp, tekrar kullanıma sokmakla görevli, daha doğrusu kendine bu görevi uygun görmüş insanların işidir. Eskiden büyük bir kozmetik fabrikasından bugün pekâlâ bir hastane yapılabilir ve savaşta miladını doldurmuş toplar için yapılabilecek en iyi şey, onu el arabasına atıp demircinin birine satmaktır. Çünkü küllerinden doğacak olan medeniyet ilk fırsatta o topu ateşleyecek barutu bir yerlerden edinecektir. Benim gibi çöpçülerin görevi ise, İnsan denen o azman yeniden palazlanmadan önce, ortadan kaldırılması gerekenleri toplayıp onlara daha uygun işler seçmektir.

Savaş sonrası medeniyetin sayılı güzel yanlarından biri de, ortalama insanın "çöp" diyerek geçiştirdiği ve bunları toplamayı kendine görev edinmiş olan benim gibilere, eski düzenin aksine meslekte uzmanlaşma şansı tanımasıdır. Kuşkusuz ben de eski silahların işe yarar aletlere dönüşmesine vesile olmuşumdur ve elbette ki elimden bir çok mekanik, elektronik alet geçmiştir ve en az yarısını kullanılabilir hale getirebilmiş, insanlığın yararına sunmuşumdur ancak; özenle ve azimle aradığım tek bir şey var; kitap. Evet, böyle bir zamanda garip ve hatta aptalca görünebilir ama bir çöpçü olarak bunun da görevlerimin arasında görüyorum. Geçmişin izlerini eşelerken, aralarında bulduklarımı üşenmeden ve tek bir kuruş dahi etmeyeceğini bile bile topluyorum. Fırsat oldukça, onlarla konuşup, söylediklerini dinliyorum. Cesaret edebildiğimdeyse, kıyısına köşesine, ufak bir şeyler karalıyorum ve yitirdiklerimi kağıtlarda yeniden inşa ediyorum.

Belki bir gün, Söz yeniden olur, büyür diye umut ediyorum, çünkü bu geride kalanlar için hayatın ta kendisi.


Kül ve Toz


utkutonel.com
ben@utkutonel.com
Burada yazılanların hepsi hayal ürünüdür.
HakkımdaKaralamalarımUğraşlarımLiterraform